• BIST 101.447
  • Altın 281,431
  • Dolar 5,6965
  • Euro 6,2970
  • Adana 23 °C
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 19 °C

Siyasetin İlmi!…

Hasan Gazi BAĞÇECİ

Çok eski zamanlarda ülkeye nam salmış bir okul varmış.

Bu okuldan mezun olmak çok zormuş. Bu okula bir genç girmiş, çok başarılı bir öğrenciymiş, okulu birincilikle bitirmiş.

Hocaları demişler ki: “Sen çok başarılı bir öğrencisin fakat bizim ilmi siyaset diye bir dersimiz daha var bu dersi okumak okumamak senin isteğine bağlı.”

Öğrenci: “Hayır ben okulu bitirdim artık okumak istemiyorum.” diye ayrılmış okuldan. O zamanlar araç yok, seyahati sırasına karşısına bir köy çıkmış köye vardığında köylüler:  “Hoş geldin.” yabancı diye köy odası denen bir yerde bir yatak vermişler. Genç gece orda kaldıktan sonra ertesi gün köylülerle birlikte camiye gitmiş. Camide imam anlatıyormuş. Şunu yapmazsanız yanarsınız. Bunu yaparsanız eliniz kesilir, bacağınız kesilir.

Bizim genç hocaya müdahale etmiş: “Hoca Efendi senin anlattıkların böyle değil, sen yalan konuşuyorsun.” demiş. Hoca bakmış köylünün gözünde itibar kaybedecek: “Ey cemaat bu aramıza nifak sokmak için gelmiş, bunun katli vaciptir” diye köylüyü gence karşı kışkırtmış. Bizim genç zor kurtulmuş köylülerin elinden hemen oradan okuluna geri dönmüş.

Okulda hocaları genci karşılarında görünce: “Niye geldin?” diye sormuşlar.

Genç: “İlmi siyaset dersi okumaya.” demiş.

Hocaları: “Geleceğini biliyorduk ama bu kadar erken geleceğini tahmin etmemiştik.” demişler. Neyse bizim genç üç ay ilmi siyaset dersi okumuş okuldan ayrılmış. Tekrar aynı köye gitmiş. Tabii bu süre içinde sakal bırakmış, tipini değiştirmiş. Köyün girişinde köylülere ülkede çok ünlü olan okuldan mezun olduğunu söylemiş. Köyün ileri gelenleri hürmetle karşılamışlar, köyün en güzel evinde misafir etmişler. Ertesi gün köylülerle birlikte yine camiye gitmişler. Yine aynı hoca aynı şeylerden konuşuyor. Köylüler gence hocalarını nasıl bulduklarını sormuşlar.

Genç: “Valla sizin hoca gibi hoca zor bulunur, ben diyorum ki sizin hocanın sakalından bir kıl koparan cennete gider.” demiş bu laf üzerine köylülerin tamamı hocadan bir kıl koparmak için hocaya saldırmışlar. Hoca köylülerin altında eziliyor. Başını şöyle bir yukarı kaldırmış. Gence: “Seni tanıdım.” demiş “Sen geçen günlerde buraya gelen kişisin, ama ilmi siyaset okumuşsun” demiş.

* * *

Pek çoğumuzun bildiği bu kıssadan hisse günümüzde daha çok geçerliliğini konuyor.

İlmi siyaset beşeri ilişkilerin öğrenildiği bir bilim dalıdır.

Ve eskiden mekteplerde ve medreselerde ders olarak okutulurdu. İlmi siyaset bizim insani ve beşeri yönümüzü yansıtıyor. Bizim birbirimizle aramızdaki ilişkileri düzenler.

İlmi siyaset doğruyu kırmadan, dökmeden söylemektir.

İlmi siyaseti bilmeyen, hasta ziyaretine giden sağır insan gibidir.   …/…

Hani bir gün, anlayışlı, yol yordam, hal hatır bilen birisi bir sağıra:

Komşun hastalanmış, haberin yok mu? der.

Sağır kendi kendine:

Bu sağır kulakla o genç adamın ziyaretine nasıl gideyim ben. Hasta kısmının sesi de az çıkar, ne söylediğini nasıl anlayacağım? diye düşünür.

Sonra kendince bir çözüm bulur.

“Onun dudaklarının kıpırtısından ne söylediğini anlamaya çalışırım.” der. “Önce, nasılsın ey benim dertli komşum?” diye sorarım. O da elbette bana: “İyiyim.”‘der.

Ben: “Allah’a şükür olsun.” derim

Sonra: Ne yemek yedin? diye sorarım. O da bana: “Şerbet içtim yahut mercimek çorbası yedim.” Der. Ben de: “Sıhhatler olsun, afiyetler olsun.” derim

“Hekimlerden kim geliyor, sana kim bakıyor?” derim. O da bana: “Filan geliyor.” der elbette.

Ben de ona: “O hekimin ayağı çok uğurludur, iyiki onu çağırmışsın. O gelince işler yolunda gider” derim. “O hekimin ayağının uğurunu deneyin. O hangi hastaya gitmişse, hasta sıhhatine kavuşmuştur.” derim. O sağır saf adam, kendince böyle tahminler ederek hasta komşusunun evine gider.

-Nasılsın? diye sorar.  Hasta: “Çok fenayım ölüyorum.” deyince sağır komşu:  “Allah’a şükür olsun.” der. Hasta bu sözden çok incinir.”Bu ne biçim şükür? Demek komşum benim ölmemi istiyor” diye düşünür.

Komşu devam eder:  Ne yedin? der.”Zehir zıkkım “ der.

Sağır: “Afiyet olsun.” deyince zavallı büsbütün çileden çıkar. “Hekimlerden kim geliyor, sana kim bakıyor.” der. “Azrail geliyor! Ama sen buradan defol git !” diye bağırır.

Sağır ise:“O hekimin ayağı çok uğurludur. İyi ki onu çağırmışsın. O gelince işler yolunda gider.”der.

Sağır evden çıkarken: “Ne güzel hasta komşumu ziyaret ettim gönlünü aldım”. diye düşünür.

Hasta ise:”Meğer bu adam benim can düşmanımmış “.der.

İlmi siyaset sözün güzel bir şekilde söylenmesidir. Ne güzel söylemiş Yunus:

 “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı

Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede bir söz”

İlmi siyaset karşı tarafın kapasitesini bilmektir.

Sözün ne kadarını söyleyeceğini bilmektir. İlmi siyaset herkese anladığı dilden konuşmaktır. Mevlana’nın dediği gibi: “Sen ne söylersen söyle, söylediğin, karşındakinin anladığı kadardır.”  …/…

 

Seçim hattı mahalline girdiğimiz bu günlerde ilmi siyasetin içindekileri ve dışındakileri kimler net görecek, bakacağız!

 

AYIN SÖZÜ “Çünkü hayat; birinin tüm kalbiyle senin yanında

olduğunu bildiğinde güzelleşiyor.”

Can YÜCEL

Bu yazı toplam 775 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2014 Adanus Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti : CM Bilişim | Adana Haber